10 Aralık 2017 Pazar

Dövme sorunsalı

Liseden beri dövme yaptırıp yaptırmama konusunda kendi içimde bir savaş içerisindeyim. Kaç yaşıma geldim hala bir arpa boy ilerlemiş değilim bu konuda. Tabi zaman içerisinde bu yaptırıp yaptırmamadan çok "annemden nasıl saklar, alıştırırım" şeklinde bir hal aldı o ayrı mesele. Kadın bana zarar verdiğini düşündüğü için kulağımda arttırdığım her delikte ayrı ayrı fenalaşıyor her halde dövmeyi görse yığılır kalır. Başkasında gördüğünde hoşmuş falan diyor ama bende nasıl dururdu diye minik bir yol yapsam anında "saçmalama Cha derinin altına boya veriyorlar nasıl zararlıdır o" diye başlıyor konuşmaya. Aslında çok anne sözü dinleyen biri değilimdir ama bu konuda bir de "ya yaptırdığım şeyi beğenmez ve sonra pişman olursam" sorunu gelince annemi de kendime hafif bir bahane olarak öne atmış oldum. Ne yaptırmak istiyorum? Nereye yaptırmak istiyorum? Bunlar bu kadar zor sorular mı da ben bir türlü karar veremiyorum? En son abimi çektim yanıma internetten "şunu şuraya istiyorum, şunu şuraya, bunu da istiyorum ama onun yeri şurada daha iyi olur ama o yere başka bir şey istiyorum" diye konuşarak fenalık getirttim. Adam en son "Cha boş yer kalacak mı sende?" diye sordu düşünün. Kalacak kalmasına çünkü öyle çok yoğun dövmeleri sevmiyorum ama durum öyle bir hal alma yolunda gibi. Hazır annem evde yokken enseden başlasam mı diyorum son zamanlarda da bakalım, bir şey beğenebilirsem yaptıracağım.

7 Aralık 2017 Perşembe

Terapi gibi terapi

Depresyona da girsem, hasta da olsam kendi başıma halletme gibi huylarım var biraz. Nereden geliyor bu öz güven bilmiyorum ama kendim yapabiliyor muyum diye önce bir dener sonra destek almaya başlarım. Hoş geçen sene sırf bu kafam yüzünden zatürreden zor döndüm bayılıp ayılıyordum ama o durum başka tabi. Komşu çocuğuyla olmadığını kabul etsem de sosyal bir çevrede birleşme durumumuz oluyor son günlerde. O nereden mi çıktı? Abimle maç izlemişler benim Emre'ye gittiğim hafta sonu! O noktadan sonra da nasıl ısınmışlarsa birbirlerine sürekli bir sosyallik içerisindeler ve evde genç kız mı var? Rahatsız olur mu? O çocuktan hoşlanıyor mu? Bunları hiç düşünmeden abim Komşu çocuğunu evimize alıyor. Tamam hoşlandığım çocuk o olmasa kesinlikle dikkate almam evde biri varmış yokmuş diye ama pijamamla sallana sallana mutfağa giderken bile karşılaşmak insanda bir şok etkisi yaratıyor doğrusu. Kendimi belli etmeden takılıyorum yanında, hatta onun bana ders arası yaptığı minik el şakalarını ben de yapmaya başladım. Artık dönüşü olmayan friendzone evresindeyiz. Hani ondan bana bir şey görür gibi olsam da kabul etmemeyi beynime işliyorum çünkü, düşününce çocuk benimle oyuncak gibi oynadı farkında ya da farkında olmadan. Abimle yakınlaşmaları benim hayattaki şansımı gösteriyor olsa da en azından kedilerim onu sevmedi. Bendeki duygu çöküşünü mü hissettiler emin değilim ama üçü de sürekli çocuğa vurma, ısırma ya da onun ayakkabılarını bir yerlere atma eylemi içerisinde. Benim içimde de ona hafif de olsa vurma isteği olduğu için kedilerimin ona yaptığı herhangi bir şeyde kendimi daha iyi hissediyorum. Hatta geçen akşam onlar koltukta otururken benim en küçük zıpır vitrinin üzerinden onun kafasına atladı. Minik bir kahkaha bastım orada o haline. Abim ve hatta o da güldü bu duruma ama anlam veremediler bu hayvanlar neden böyle yapıyor diye. Kediler gerçekten en iyi terapistten daha iyi olabiliyor bazen. İster sarıl ağla, ister yolla sevmediğin kişinin üstüne mis gibi intikam alıyorlar. Hayır bir de kedilerimin ikisi baya yaşlı ve sürekli uyuyan tiptelerdir ama Komşu çocuğu geldiği an bir hareketlilik başlıyor. Abim de ben de bu durum karşısında biraz şoktayız diyebilirim. Tabi ben şikayetçi değilim o ayrı mesele.

5 Aralık 2017 Salı

Kendim ettim kendim buldum

Aşk acısı benlik bir şey değil. Kendime hatırlatmaya çalışıyorum sürekli benzerlerinin nasıl geçip gittiğini, önceden olanların hiçbirini şimdi hatırlamadığımı ama beklediğim hızda olmuyor tabi. Sürekli Komşu çocuğu diye gezmiyorum hatta Mine şuan içimde neler dönüyor bilse şok olur ama oluyor bir şeyler. Dersten sonraki sohbetlerimizi artık o yönlendirmeye çalışıyor, o konuşmayı başlatıyor. Hatta bugün otobüsteyken önce yüzümün neden düşük olduğunu sordu sonra da ben cevap vermeyip kendimi gayet iyi göstermeye çalıştıktan sonra eve gelince mesaj attı "son zamanlarda neyin var? Bütün sorunlar çözülür, sen üzme bu şekilde kendini" diye. Sorunun cevabının kendisi olması ne komik değil mi? Ona açıkça "senin yüzünden üzgün, kırgın, yorgunum" demek istiyorum ama onun yerine biriken işlerden, her şeye koşamadığımdan yorgun olduğumu söylüyorum. İlgisinin açıkça arkadaşça olduğunu hissediyorum, bir insan olarak merak ediyor neden bir anda düşük bir moda girdiğimi. Yani görebiliyorum, içinde bana karşı kesinlikle benim istediğim türde bir şey yok. Biraz onu suçlamak istiyorum ama totale bakınca onun yaptığı bir şey de yok ki suçlayayım. Çocuk sıcak kanlı diğer insanlar gibi bana yakın davrandı ve ben de onu içimde büyüttükçe büyüttüm, bu kadar. Yani ne yaptıysam kendime yaptım, o bir şey yapmadı. En başta kendimi durdurmuş olsaydım şuan çok yakın arkadaş bile olabilirdik ama şuan bizim için ileride komşu ve öğretmen/öğrenci ilişkisi dışında bir şey göremiyorum. Bu psikolojinin kolay geçmesi için bir şey yok mu ya? Romantik komedilerdeki o kocaman koca dondurmalardan mı denesem? Hoş, düşünmesi bile midemi kaldırdı ama belki o "bak dünyada ne acılar var" dedirtir bana...

3 Aralık 2017 Pazar

Emre de olmasa...

Ailemi "bizimkileri düğünden beri görmüyorum" bahaneleriyle birkaç gün darladıktan sonra hiçbir lafı kabul etmeden yine sırt çantamı alıp Emre'nin yanına gittim. Aslında Batu ve Defne de orada ama benim şu durumda ihtiyacım olan kişinin Emre olduğunu düşünerek direkt kimseye haber vermeden onun yanına gittim. Okul bitti, mezun olduk ama çocuk bir türlü ben ve benim iniş çıkışlarımdan kurtulamadı. En son sanırım yine bu zamanlarda Serkan yüzünden üzgündüm ama bu pek onun gibi de değil. Serkan'da kabul etmeyen, bizden olmaz diye direten bendim ama Komşu çocuğunda işler bir tık farklı. Salt bir platoniklik bu sefer ki onun acısı Serkan'da yaşadığımdan daha betermiş onu anladım. Bende bir sorun mu var? Neden o da benden hoşlanmıyor? Bu gibi anlamsız soruları kendime sormadan edemiyorum. Evet, biliyorum kimse kimseyi sevmek ya da hoş bulmak zorunda değil. Keza Komşu çocuğu da sırf ben ondan hoşlanıyorum diye benden hoşlanmak zorunda değil ama bunu beynim söylüyor, kalbim kabul edemiyor. Dün işten döndükten sonra apart topar birkaç giysi alıp çıktığımda hemen apartmanın kapısında karşılaştık Komşu çocuğuyla. Bırakma karar aldığımdan beri dersleri ekmeden kendisinden köşe bucak kaçtığımı fark etmiş olacak ki ayaküstü "artık pek görüşemiyoruz" diye konu attı ortaya. Çocuğun yüzüne bakıp "aa öyle mi? Hiç fark etmemişim" desem de ondan kaçtığım açık. Hafta sonu işim olup olmadığını sorduğunda neredeyse kendimi bir yıkım içinde hissettim. Oyun hamuru gibi oynuyor sanki ama işin özünde hiçbir şeyin farkında değil! Hafta sonu şehir dışında olduğumu söylediğim zaman bile yüzündeki o aptal gülümsemeyi kesmeden "o zaman dönünce görüşürüz" dedi. İstemiyorum! Kesinlikle görüşmek istemiyorum çünkü onun düşüncesizce benimle flört etmesi beni bitiriyor. Sırf bu yüzden Cuma gecesi Emre beni kapısında buldu ya zaten. Komşu çocuğuna göre önemsiz şeyler benim için önemli. Kendime bunu anlatmaya çalışıyorum ama pek başarılı olduğum söylenemez. Emre'ye göre zamanında yaşamadığım ergenliği şimdi yaşıyorum ki bana göre de öyle ama bu şu an yaşıyor olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Neden benimle ilgilenmediğini düşünürken oturup ağlamış değilim şimdiye kadar ama içimdeki üzüntüyü bir şekilde dışa vurmak  gerekirse ona vurmak istiyorum. Her şeyi; tanışmamızı, dersleri, flörtlerimizi, eve dönerken yol uzatmalarımızı hatırladığım derece en ince ayrıntısına kadar anlattım Emre'ye ve Komşu çocuğu için söylediği tek şey "o çocuk salak" oldu. Evet! Kesinlikle katılıyorum! Ama bu ondan hala hoşlandığım gerçeğini değiştirmiyor. Emre'ye göre çocuk aslında her şeyin farkında ve ilgi hoşuna gittiği için benim açılacağım anı bekliyor ama bana ona açılmam için gereken cesareti vermediği için bıraktım ya zaten. Bence beni o şekilde görmüyor o. O farkında olmadan sadece yakın davranıyor ben de bir dur diyenim olmadığı için kendimi fazla kaptırdım. Bu da geçecek biliyorum, şuan biraz sarsmış olsa da geçecek...

1 Aralık 2017 Cuma

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.